Biber Hapı ile Ne Kadar Yemeliyiz?
17 Ocak 2010 | Şurada: Biber Hapı Özellikleri, Diyet Tavsiyeleri
Benim bu soruya yanıtım şu: Biber hapı ile ne kadar az yersek, o kadar iyi olur! Ölçülülük yüzünden ölen kimse yoktur ama aşırı yemek insanların hastalanmasına ve ölmesine neden olur.
Normal bir insan midesi 350-450 mi. kapasiteye sahiptir. Fakat çoğu insanın midesi doğal ölçülerinin ötesinde genişlemiş ve bedenlerinin gerçekten ihtiyaç duyduğunun beş ilâ on katını yerler. İşte biber kapsülü tam da bunun için var. Biber Hapı aşırı yemeyi engeller. Aşırı yeme alışkanlığı edinmek ciddi bir hatadır; aşırı yemeye de tıpkı diğer kötü alışkanlıklara direndiğimiz gibi direnmeliyiz.
Hipokrat’ ın öğüdünü tutmamız gerekir: “Eğer yemek yedikten sonra hâlâ hafif bir açlık hissediyorsanız, yeterince yemişsiniz demektir. Eğer iyice doyduğunuzu hissediyorsanız, kendinizi zehirlediniz demektir.” Ellerinizin ayalarını karşılıklı getirin ve parmak uçlarımızı birbirine dokundurarak bir kafes oluşturursak, hacim yaklaşık olarak midemizin kapasitesine denk gelir. Yediğimiz yemek bu boşluğun yarısından fazla yer kaplamamalıdır. Bir kerede içtiğimiz sıvı miktarı da dörtte birinden fazlasını doldurmamalıdır. Biber hapı ile yemeklerde sıvı tüketimi tavsiye edilmez. Geri kalan dörtte bir ise hava için gereklidir. Midemiz bu şekilde çalışmaya uygundur. Eğer kapasitesinden daha fazla miktarda yemek yersek, midemiz günden güne genişler.
Aşırı derecede genişlemiş midesi olanlar kendilerini sürekli aç hisseder ve daha çok yedikçe, doymak için daha fazla yiyecek tüketmek zorunda kalırlar. Bunun da önüne biber hapı ile geçilebilir. Bu kısır döngüyü kırmak için hızlı yemek yeme alışkanlıklarından vazgeçmeleri gerekir. Şu çok basit ama son derece etkili bir öğüttür: Yavaş yavaş yiyin ve lokmalarınızı iyice çiğneyin.
Sağlıklı beslenmenin sırları
Eski insanlar Güneş’in konumuna göre günü birbirini izleyen üç devreye ayıran bir kavram kullanmışlardır. Bu devrelerin her biri dört saat sürmektedir. Bu üç devre kendini tekrarlamakta ve 24 saat içinde ikişer kere gerçekleşmektedir.
Sabah saat altı ile on arasıdır ve barış zamanıdır. Güneş yükselmektedir, çevre huzur içindedir ve bedenimiz uyanmaya başlar. Dinlenmişizdir; fazla miktarda enerjiye ihtiyaç yoktur. Kuvvetli bir kahvaltı bedenimize gereksiz yük bindirecektir. Bir bardak sebze veya meyve suyu içmek ve bir meyve ya da sebze yemek yeterlidir. Başka tür yiyeceklerin enerji vermesi için en azından bir buçukla iki saat geçmesi gerekir. Kahvaltı için kolayca özümsenebilen ve sindirilmesi fazla zaman almaksızın enerji sağlayan bir şeyler yemek en iyisidir. Sebzeler, meyveler ve bunların suları, bu açıdan en uygun yiyeceklerdir.
Sabah saat onda başlar ve öğleden sonra saat ikide sona erer. Güneş gökte yükselmiştir. Acıkırız; “sindirim ateşimiz” en yoğun halindedir (tıpkı Güneş’in sıcaklığı gibi). Bu süre içinde en kuvvetli öğünümüzü yememiz gerekir (saat on bir ile iki arasında). Birlikte yenilmesi en uygun düşecek gıdalar nişastalı yiyecekler ve sebzelerdir. Bunlar günün ikinci yarısında gerekecek büyük miktardaki enerjiyi karşılayacaktır.
Öğleden sonra saat iki ile altı arasıdır ve hareketle karakterize edilir. Güneş havayı ve yeri ısıtır, rüzgâr eser. İnsanlar daha hareketli olur ve yiyeceklerden sağlanan enerjiyi harcayarak yoğun biçimde çalışır.
Bundan sonra döngü bu üç devrenin yinelenmesiyle sürer; akşamüzeri altı ile gece on; gece on ile sabah iki ve sabah iki ile altı arası. Biyolojik ritme göre en doğrusu günbatımından önce akşam yemeğini yemektir. Gün bitmiştir ve bedenimizin fazla enerjiye ihtiyacı yoktur. Güneş alçaldıkça “sindirim ateşimiz” zayıflar. Protein yemek için en uygun zamandır çünkü sindirimleri yavaş olur ve uzun zaman alır (üç-yedi saat).